OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE DOĞA EĞİTİMİ VE YAŞAM BECERİLERİ

8.1.2020 15:43:48 EĞİTİM

Dr. Özge KARAEVLİ Şehit Öğretmen Nuriye Ak Anaokulu Müdürü

Okul öncesi dönem, çocuğun gelişiminin olduğu kadar merakının ve öğrenme isteğinin de en yüksek ve en hızlı olduğu dönemdir. Bu dönem ne kadar iyi değerlendirilirse, çocuğun zihninde açılan kapılar, yaşantıları, öğrenmeleri de o denli zengin ve kalıcı olur. Bu nedenle bir okul öncesi eğitim kurumunun dört duvardan fazlası olması gerektiği söylenebilir. Okul, çocuğu ağaçla, otla, solucanla, çiçekle buluşturan, ona doğayı tanıtan, onun doğayla anlaşmasını sağlayan ve nihayetinde doğanın korunmasına teşvik eden görevleri de üstlenmelidir. Çiçek ekme, fidan dikme ve bunların düzenli olarak sulamalarını yapma, yeşil alanı korumaya yönelik temiz tutma çalışmaları, okulda yaşayan hayvan varsa bakımında sorumluluk alma, toprağı, yaprağı, doğayı inceleme, resmetme, doğadan bulduğu materyallerle görsel faaliyetler yapma gibi etkinlikler çocukların farklı gelişim alanlarındaki (bedensel, dil, sosyal gibi) gelişimlerine katkı sağlarken aynı zamanda doğada vakit geçirip rahatlamalarını ve doğada öğrenmelerini mümkün kılabilir. Bunu sağlamak için okul bahçelerindeki beton alanların azaltılarak toprak alanların çoğaltılması, çocuğun doğal ortamla buluşturulması, çocukların eliyle ekili-dikili alanların oluşturulması, bahçede, toprak zeminde kurulacak atölyelerin klasik sınıflara tercih edilmesi gibi okul öncesi eğitim kurumlarının sorumlulukları bulunmaktadır. Atölye kavramının, küçük öğrenci gruplarıyla mesleki beceri kazandırmaya yönelik hazırlanan ortamlar olarak okul sistemi içerisinde daha çok orta dereceli eğitim kurumlarıyla özdeşleşmiş olmasına rağmen günümüzde atölyelerin her kademedeki öğrenciye hitap eden ve yaratıcılıkla her şekle dönüşebilen eğitim ortamları haline geldiği söylenebilir. Bazen okul binasında bazen bahçede, doğada… Kazandırmayı hedefledikleriniz elinizde, hayal gücünüz cebinizdeyse ve mevzu çocukların eğitimi ise, öğretmenleri ya da okul yönetimini sınırlandıracak herhangi bir nedenin olmadığı vurgulanabilir. Çocukların doğadan buldukları yaprak, toprak, dal ya da geri dönüştürülebilir bir malzeme eğitim aracı olarak kullanılıp düşük bütçelerle zengin içerikli eğitimler planlanabilir. Ayrıca çocuğa doğanın içinde olmanın verdiği huzur, açık havanın sağladığı oksijenle birleşince her etkinlik sokakta oyun oynama hissini verip onların mutlu olmalarını sağlayabilir. 

 

1915’te hazırlanan “Ana Mektepler Nizamnamesi” ile yazılı hale gelen ve ardından Cumhuriyet dönemi ve sonrasında gerçekleşen Milli Eğitim Şuraları ile gelişip şekillenerek günümüzdeki haline kavuşan okul öncesi eğitim, 2023 Eğitim Vizyonu ile birlikte yeni bir boyut kazanmıştır. 23 Ekim tarihi itibariyle bir yılını dolduran vizyon belgesi, çocuklara sunulan fiziki ortamın onların becerilerini geliştirecek doğrultuda düzenlenmesini, bir başka ifadeyle “Tasarım ve Beceri Atölyeleri” dönemini getirmiştir. Eski dönemlerde dışarıda oyun oynarken başının çaresine bakan, acıkınca eve uğrayıp yeniden sokağa dönen, planlamasını kendisi yapıp kendi kendini yönetebilen ve dolayısıyla bir nevi kendini hayata hazırlayan çocuklar günümüzde ağırlıklı olarak ev ortamında ve yetişkinler arasında büyümektedirler. Bu nedenle çocuklar için ilk eğitim kurumları olan okul öncesi eğitim veren okullar, çocukların “sokakta oyun oynayarak” elde ettikleri kazanımları planlı etkinlikler ve beceri geliştirme amacına uygun şekilde oluşturulmuş eğitim ortamlarıyla sunmak zorundadırlar. Bahsedilen bu eğitim ortamlarından biri de, okul öncesi eğitime uygun şekilde tasarlanabilen yaşam becerileri atölyeleridir. Bu atölyeler, çocukların günlük hayatında yetişkin müdahalesi olmadan yapabileceği; bardağına su doldurma, giysilerini katlama, montunu giyme, fermuarını çekme, ayakkabısını bağlama, oyuncaklarını toplama gibi birtakım işler için gereken hem ince motor becerilerin gelişimi hem de yaparak tecrübe edinmesi ve tekrarlarla pekiştirmesini sağlayıp çocuklarda günlük hayat becerilerinin kazandırılmasını hedefleyen etkinlikler için okul bünyesinde oluşturulabilecek joker alanlar olarak değerlendirilebilir. Çocuğun çok yönlü gelişimine hizmet eden bu girişimler yalnızca akademik başarısı yüksek bireyler yetiştirme gayesinden uzaklaşarak bireyin öz bakım becerileri, sosyal ve fiziksel gelişimi gibi farklı alanlarda da gelişimini tamamlayıp kendini gerçekleştiren mutlu bireylerin yaşadığı bir gelecek hayalini barındırmaktadır. Yetişkinlerin gelecek nesillere yönelik beklenti içerisine girmeden evvel çocuklara karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri gerekmektedir. Bu sorumluluklar eğitim açısından, kişinin anne-baba, öğretmen, tepe yönetici vb. rollerine göre değişebilir fakat ortak paydada buluşulan en kısa cümle, çocuğun çok yönlü gelişimini destekleyecek eğitim hakkının ona sunulması ve mutlu birey olmasını sağlayacak katkının ondan esirgenmemesi olabilir. 

 

Özge KARAEVLİ Kimdir?

 

Marmara Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği lisans programından mezun olduktan sonra Yeditepe Üniversitesi’nde Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında tezli yüksek lisans ve Marmara Üniversitesi ile İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi ortak doktora programı ile Marmara Üniversitesi Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında doktora eğitimini tamamladı. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde 2007’den bu yana öğretmenlik, müdür yardımcılığı, müdürlük ve kurucu müdürlük görevlerinde bulundu. 2018’de Ataşehir Şehit Öğretmen Nuriye Ak Anaokulu’nda okul müdürü olarak göreve başladı ve halen bu göreve devam etmekteyim. Ayrıca üniversitede öğretim üyesi olarak yarı zamanlı ders veriyor. Doktora tez danışmanı Prof. Dr. Ayşen Bakioğlu ile birlikte çıkardığı “Sözleşmeli Okullar” adında basılmış bir kitabı olup bunun yanı sıra eğitimle ilgili yayımlanmış ve yazım sürecinde olan bilimsel çalışmaları bulunmaktadır.